Ailenin Tanımı

Aile, toplumun en küçük birimi olarak kabul edilir. Aile denince genellikle bir evde oturan anne ve baba ile, varsa onların evlenmemiş çocukları anlaşılır. Bu tip aileye “çekirdek aile” denir.

Çekirdek ailedeki çocukların evlenmesiyle de yeni bir çekirdek aile ortaya çıkar. Ama aile sözcüğünün bundan daha geniş anlamı da vardır. Daha çok sayıda akrabadan oluşan birimi, hatta bir soyu ya da sülaleyi tanımlamak için de aile sözcüğü kullanılır.

“Aile” sözcüğü günlük dilde çok değişik grupları tanımlamak için de kullanılır. Örneğin “Hasan iyi bir aileydi” dendiğinde, Hasan’ın sorumlu bir baba ve koca olduğu anlaşılır. Oysa birisi “Benim ailem Adana’dan gelmiş” dediği zaman, annesiyle babasının, hatta belki de dedelerinin Adana’da yaşamış olduğunu belirtir. Bir başkası “Bu bir aile toplantısıdır” dediğinde, o toplantıda yalnızca akrabaların bulunacağı anlaşılır. Bunlar amcalar, dayılar, teyzeler, halalar, yeğenler ve evlilik bağıyla aileye katılmış kişilerdir. Bütün bunlar bize, “aile” kavramının her zaman evliliğe ya da ortak atalara dayalı ilişkileri kapsadığını göstermektedir.

Read Users' Comments (0)

Eşe En Çok Güven Veren Duygu

Evliliği kimler başarabilir?

Evliliğin en büyük düşmanı sabit fikirli olmaktır. Evlilik insanların esnek olmasını gerektirir. Bunu başaramayan kimse, hangi kişilikte olursa olsun, karşıdakini kendi doğrularına çekmeye çalışacak, muhatabı hep veren taraf olacağından, bir süre sonra kendini değersiz ve kötü hissetmeye başlayacaktır.

Kişilikler ne kadar zıt olursa olsun, insanlar iyi ilişkiler kurmayı başarabilirler. Evliliklerin problemi, kişilik uyumsuzluğundan çok, iletişim kurmayı becerememekten kaynaklanır. Bunu başarabilenler sevgi, iyi niyet ve esnek olunması şartıyla, herkesle beraber olabilirler. Bir insanda bu üç özellik bulunuyorsa, bozulan ilişkilerin düzelmesi için uygulanabilir bir yol mutlaka vardır.

‘Kendimi evde eşya gibi hissediyorum’ duygusu

Evlilik ve insan ilişkilerinin temeli sevgi, saygı ve güvene bağıdır. Bu bağlar aynı zamanda evliliğin temel ihtiyaçlarıdır. Bir erkeğin evde güven ortamı oluşturması, eve ekmek getirmesinden daha önemlidir. Evde sıcak bir atmosferin oluşması, iki tarafın da kendini değerli hissetmesine yol açar. Evlilik terapilerine gelen kadınların önemli şikayetlerinden birisi, ‘benim evimdeki eşyalardan hiç farkım yok, evimde değerli değilim’ şeklindedir. Kendini böyle kıymetsiz hisseden bir insan evliliği yürütemez. Bu bakımdan, değerli olma duygusu, evlilikteki temel ihtiyaçlardan biridir.

Eşinize yalnız değilim duygusunu verin

Evlilikte, yakınlık ve dayanışma duygusu da ön plandadır. ‘Sıkıntıya düştüğüm, hasta olduğum ya da güçsüzleştiğim zaman bana yardım edilebilir, sahip çıkılabilir, yalnız değilim’ düşüncesi kadına kendini güvende hissettirir. Bunun yanı sıra sorumluluk duygusu evlilikteki sorunların çözülmesine yardımcı olur. Eşlerde bireysel tepki yerine, ortak tepki gelişmeli, ‘eşimle beraber ne yapabiliriz?’ düşüncesi yerleşmelidir. Çiftler değerli olma, kendini güvende hissetme, paylaşma ve sorumluluk duygusu gibi, evlilikteki temel ihtiyaçların farkına varmalıdır.

Eşler arasında yaş farkı sorun olur mu?

Eşler arasındaki yaş farkının fazlalığı, başlangıç için sorun olmayabilir, ama yaş ilerledikçe bir tarafın fedakarlık yapması gereken durumların ortaya çıkacağı da gözden kaçırılmamalıdır. Eğer taraflar uzun vadede bu fedakarlığa, yani yaş farkının muhtemel sonuçlarını göğüslemeye hazırsa, evlilik açısından hiçbir sakınca yoktur. Kişiler, eşlerinin ileri yaşlarda fiziksel gücünü kaybedeceğini düşünerek bunu kabul ediyorlarsa, evlilik gerçekleşebilir.

Read Users' Comments (0)